Fenerbahçe her spor branşında ve her branşın her alanında en büyük. Bu alanlardan biri, belki de içlerinde en önemlisi "transfer" pek tabiki. Türkiye, tarihinin en büyük transferlerini Fenerbahçe sayesinde görmüştür görmeye devam etmektedir. Yine Türk Basını'nın büyük zevkle oynadığı "Türkiye'ye yıldız futbolcu transfer etmece" oyunu da hep Fenerbahçe üzerinden oynandı. Öyle ki Fenerbahçe resmi sitesine "Transfer Spekülasyonları" adı altında bir başlık açmak zorunda kaldı.Velhasıl-ı kelam en büyük yıldızlar bizim yönetimimizin başarısıyla getirildi ülkeye. Maradona'nın veliahtı denilen Ariel Ortega'yı, dünyaca ünlü yıldız Nicolas Anelka'yı, en çok parladığı dönemde, Fatih Altaylı'nın değimiyle "Real Madrid'in transfer listesinin başında bulunan" Alex de Souza'yı, La Liga'nın son gol kralı Daniel Güiza'yı, Fransa gol kralı Mamadou Niang'ı, Slovakya'nın altın çocuğu Miroslav Stoch'u; yıldızlıklarını dünyaya kanıtladıktan sonra getirilen "isimli" futbolculardı. Daha nice ünlü dünya yıldızı hep Fenerbahçe'yi tercih etti. Bunlardan tartışmasız en büyüğü, kimsenin hayalini dahi edemediği isim ise tabiki Roberto Carlos'tu. Gerçek bir efsane olan Carlos'u da bizim yönetim getirmedi mi? Sadece topçuyla da sınırlı kalmadı bu transferler. Beyaz Pele lakaplı Arthur Zico, Euro 2008'de İspanya'yı şampiyon yapan Luis Aragones de Fenerbahçe'nin teknik direktör transferleriydi. Yönetimin bu başarıları birilerine batmasa olmazdı zaten. Nitekim 3 Temmuz itibariyle özgürlükleri ellerinden alınan yönetimimizi güçten ayaktan düşürmeyi, etkinliklerini sonlandırmayı hedefleyen karanlık güçler; Fenerbahçe'yi sahipsiz, güçsüz ve atıl bırakmayı istiyorlardı. Yürüttükleri psikolojik hareket sporcunun, taraftarın, caminın moralini bozup; yönetimin tepesindeki adamı alıkoyarak da idari ve teknik anlamda takımı başarısızlığa sürekleyecekti. Ama karşılarında hayal bile edemeyecekleri kadar kendinden emin ve camiasına sadık Fenerbahçe Taraftarı'nı görünce şaşkına döndüler. Muhtemelen "1 aya kalmaz çözülürler" dedikleri Fenerliler sıkı sıkıya kenetlenmiş artık daha bir Fenerbahçeli olmuşlardı. Daha da önemlisi Fenerbahçe, dirayetli yönetimi gücünü kaybetmeden yoluna daha konsantre şekilde devam ediyordu. Andre Santos'un, Emenike'nin, Niang'ın, Lugano'nun takımdan ayrılmasından sonra "takım dağıldı artık" tafralarına giren karanlık güçler yeni bir büyük transferle üçüncü büyük şoka girdiler. "Artık havlu atacak" dedikleri Fenerbahçe, üzerine üşüşen onlarca leş yiyici çakallara, akbabalara rağmen yeni bir yıldızı kadrosuna katacak kadar güçlüydü hala. Benim kanaatimce Türkiye'nin görüp görebileceği açık ara en iyi santrafor'u, Moussa Sow'u büyük kulüplerin elinden Niang ve Dia'nın referansıyla tereyağından kıl çekercesine aldık. Ekşi Sözlük yazarı siraktan'ın değimiyle: "Hani Niang iki tane stoperle beraber kaleye doğru giderken
Web Programcı Yavuz Bugra