14 Kasım 2011 Pazartesi

Aziz Yıldırım'a Operasyon (16 Mayıs 2010)

Bu yazıyı okumadan önce dikkat etmeniz gereken şey; 16 MAYIS 2010 tarihinde yani henüz karanlık güçlerin Fenerbahçe hakkındaki... kötü emellerini belli etmediği bir tarihte, büyük bir öngörü ile yazıldığıdır. Bu sezon biri hariç tüm branşlardaki tüm müsabakalar sona erdi. Bir tek Erkek Basketbol finali kaldı. Bu branşların eksiksiz tamamında finale yükselen Fenerbahçe, Türkiye'de var olan "Fenerbahçeli'ler ve Bukalemunlar" ayrışmasına bir kez daha ayna tuttu, zavallılığı tescilledi.

Futbolda Türkiye Kupası'nı finalde kaybeden Fenerbahçe, lig şampiyonluğunu da yine dramatik bir şekilde finalde verdi. Pazar gecesi Şükrü Saraçoğlunda futbol tarihine geçecek nitelikte, enteresan bir maç oynandı. Maçı kazanmak için yapılabilecek her şeyi yapan, 15-20 pozisyon üreten Fenerbahçe sadece birini gole çevirebildi. Bir anlık gafletle kalesinde golü gördü ve yüz yılda bir görülecek şanssızlıkla aldığı 1-1 lik netice sonucu şampiyonluğu rakibine ikram etti. Tıpkı 2006 da Denizli'de olduğu gibi.

Her şeye rağmen Fenerbahçe, pazar gecesi sergiledikleri oyunla alkışı sonuna kadar hak etti. Tabii ki Trabzonspor da... Sarı-Lacivert'in payına hüzün, bukelamunların ve balkondakilerin payına da büyük sevinç düştü.

Fenerbahçe gerçeği, kendini olması gereken yere, üst kimlik olan Şampiyonlar Ligi'ne taşırken, şampiyonluk da 'kirli ittifakın' artı hanesine zimmetlendi.

Olmayınca olmuyor, top girmek istemeyince girmiyor. Tıpkı Galatasaray-Bursaspor maçında olduğu gibi.. Sanki uhrevi bir güc , en iyi ve en üretken oyununu oynayan Fenerbahçe'nin şampiyon olmasını istemedi. Sanki kirli propagandayı, sahibine yani kirli düzene iade etti!

Hayatın cilvesine bakınki,iki gün öncesine kadar ligi kirli ilan eden güruh, bugün kirli ilan ettikleri ligin şampiyonuna methiyeler düzme yarışındalar.

Şimdi malum şahısların ağzıyla yazma vakti!

Evet bu sene lig kirlidir ve bu kirli ligin kirli şampiyonu Bursaspor olmuştur. Futbolu içerden teslim alan siyaset ve cemaat ilişkileri, Fenerbahçe'yi alt etmek için elinden geleni yapmıştır. Bugünkü siyasetin medyadaki sözcüsü konumundaki Fehmi Koru, "Fenerbahçe şampiyon olamayacak" herhalde boşu boşuna dememiştir.

Acaba cemaat ilişkileri olduğu söylenen, hatta Beşiktaş'a bile en üst düzey 'rica ve dayatma' ile geldiği konuşulan Ertuğrul Sağlam'ın şampiyonluğu iktidardaki siyasetin menfaatleriyle örtüşmüş müdür? Öyle ya Anadolu burjuvasisinin temsilcisi olduğu söylenen siyasi iktidar için 'üçbuçukmilyonluk' Bursa şehri üzerinden sağlanacak 'şampiyonluk açılımı' ideal bir fırsat olsa gerek. İşte bu açılım adına her şey yapılmıştır. Federasyon üyesi Levent Kızıl marifetiyle Bursaspor şampiyonluk potasında tutulmuştur.

Sezona şampiyonluk parolasıyla giren Galatasaray'ın ligin son çeyreğinde fahiş yönetim hatalarıyla, şampiyonluk potasından uzaklaşması acaba sürpriz midir? Yoksa Ranttepe projesinde ve şirket birleşmesinde SPK la olan ilişkileri nedeniyle siyasete muhtaç olmasının bedelini mi ödemiştir?

Ya cemaatlerin kıskacındaki ve ne hikmetse son haftalarda ortaya çıkan 20 milyonluk devlet borcu ve mali problemleri nedeniyle siyasete muhtaç olan Beşiktaş'a ne demeli. Kazma-kürek mavallarıyla camiasının tepkisini savuşturduktan sonra, Bursa maçındaki dirençsiz futbolu ve İbrahim Toraman vasıtasıyla ortaya koyulan ikram, bir teslimiyetin işareti olabilir mi?

Siyasetin futbolu nasıl işgal ettiğinin 'en baba' itirafı İstanbul Valisi'nden geldi. Diyarbakırspor-İBB maçından sonraki açıklamalarıyla, Fenerbahçe'nin direnci ve ısrarlı mücadelesi sonucu iyice açığa çıktılar.

İlk önce sahneyi Melih Gökçek aldı. Bütün siyasi geleceğini riske atma pahasına nefret kustu. Önce küçük adamları piyon öne sürüp kullandı. Sonra bizzat kendisi oyuna dahil oldu. Çünkü o en uygun kişiydi; 'siyasetin haşarı çocuğu' sıfatıyla. Ancak bu oyun da tutmadı, Fenerbahçe hala direniyordu.

Son çare Devlet Bakanı Faruk Çelik atıldı ortaya. En akla gelmedik zırvalıklar ve hezeyanlarıyla... Artık apaçık ortadaydılar, son vuruşu yapmak adına... Trabzonspor üzerine oynadı oyununu ne de olsa Spordan sorumlu Devlet bakanı Faruk Özak da eski Trabzonspor başkanıydı. Ligin temizlik görevini yüklediler Trabzon'a. Kimbilir beklide kalecilerin gol yemesi üzerine senaryolar üreten Faruk Çelik kendi senaryosunu da Trabzon kalecisi Onur üzerinde uygulamıştır.

Kendi evlatları tarafından bile daha maç oynanmadan 'satılmışlık' damgası vurulan Trabzonspor, bu senaryoda kendisine biçilen 'temizlik' rolünü yerine getirdi. Sakın yanlış anlaşılmasın, onlar onurlarıyla ve onur dersi vererek oynadılar.

Siyaset-cemaat-kutsal ittifak-medya kanalıyla oluşturulan kanal ve kanalizasyonlarla kirli ligin, kirli şampiyonunu belirlediler. Ancak Fenerbahçe'yi temize de çıkararak.

Daha yapacakları bitmedi!

Dikkatle takip edin! İktidarın yörüngesinde medya ile cemaat medyası, şimdi var güçleriyle Aziz Yıldırım'ı yok etmek için çalışacaklar. Bugün ve yarın göreceksiniz..

Sen kimsin ki Aziz Yıldırım

Herkesin kapısında kul olduğu siyasete ve cemaatlere biat etmediğin gibi, bir de kulübe sokmuyorsun.

Kendi olanaklarınla stad yapıyorsun.

Feneriumlar yaratıyorsun.

Devlet kapılarında kasap kedisi dolanıp icazet beklemiyorsun.

Kendi yağınla kavruluyorsun.

Küfürle mücadele için kendi taraftarını bile karşına alıyorsun.

Medyaya ne malzeme veriyorsun ne malzeme oluyorsun.

Yurt çapında derneklerleşip, örgütleniyorsun.

Bedava bileti kesiyorsun,

Amatör branşları şaha kaldırıyorsun.

Mafyayı ve menfaat odaklarını kulüpten söküp atıyorsun.

Düzene direniyorsun, inatlaşıyorsun!

Sen kimsin Aziz Yıldırım, kimsin!

Komplo teorilerini biraz daha ileriye taşıyalım.Yarattığı terör ortamı düşünüldüğünde acaba stad içerisinde yapılan akla hayale sığmayan anons skandalı, birileri tarafından bilerek mi yaptırılmıştır ? Bu adamın Manisa deplasmanındaki 'kiralık tetikçi' anonsçudan farkı var mıdır?

Son söz!

Zaman dimdik ayakta durma zamanı! Çubuklular'ı giyme, Feneriumlar'a girme, kombine alma zamanı! Kirli düzene karşı daha da güçlü olma zamanı! Gerçek Fenerbahçeliler, böyle zamanlarda belli olur. Bakalım kim kimi dize getirecek?

Hoşçakalın.

18 MAYIS 2010 tarihinde yazdığım bu yazı,sitemizde meydana gelen çökme sonucu,arşivden silinmiştir!

18 mayıs 2010 tarihinden sonra dimdik ayakta duran FENERBAHÇE 5 te 5 yaparak FENERBAHÇE''yi içeriden çökertme planlarını altüst etti.

FENERBAHÇE'yi tıpkı 28 şubatta olduğu gibi postmodern darbe yoluyla yıkamayanlar,bugün aleni darbe girişiminde bulunmuşlardır.

Darbenin alt yapısını şike ve hatta suç örgütü kurma,martavallarıyla oluşturanlar,ellerine yüzlerine bulaştırdıkları,bu girişimleriyle apaçık ortaya çıkmışlardır.

Siz bakmayın darbeyi düzenleyen ve bu darbeden medet ummaya çalışan çakalların,sırtlanların,akbabaların konuştuklarına ve yazdıklarına,bunların hepsine verilecek cevap olmasına rağmen,en güzel cevabı yapılan darbenin farkında olan büyük FENERBAHÇE TARAFTARI ve CAMİASI vermektedir.

AZİZ YILDIRIM'mı dediniz? FENERBAHÇE'ye vermediği bir özgürlüğü kalmıştı,onuda verdi!

Son söz!

FENERBAHÇE büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü,ne kupa büyüklüğüdür,onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte,adı konamaz. (İslâm Çupi)

Tunç Demirci



EN ÇOK OKUNANLAR